Categories
Blog Yazıları

‘Hayatın kimi ne ile sınadığını inanın bilemezsiniz. Kimine bakarsınız dert mi dersiniz kimine bakarsınız dert dersiniz. Ancak bu hayatta kimin ne dersi olduğunu hiç bilemezsiniz.’

Yargı; bu yolculukta ilk basamaklarda yer alan ve benim bıçak sırtı dediğim bir nokta. Bunun sebebi ise yargının arkasında yatan kendini sevebilme yeteneğidir. Kişisel gözlemlerimde ne kadar çok kendimizi sevmekten yoksun olursak yargılarımız da bunun ile orantılı artış göstermektedir. Yaşam koçluğu eğitimim sırasında ‘Yargı’ benim kişisel olarak kendi üzerimde çalıştığım bir alandı. Yargının insan naturasına aykırı olduğunu öğrendikten sonra basit yargılamalarımın farkına vardım. İşte bu farkındalık bilincinde olduğumuzda o alandan uzaklaşmaya başlıyoruz. Hangi alanda ne kadar çok farkındalığımız olursa bilin ki doğru yoldayız.

Her karşılaştığımız ya da yeni tanıştığımız biri ile aynı frekansta olamayabiliriz. Zihnimizde işte bu anda hemen bir yargı beliriyor. Örnek: ‘Çok soğuk bir insan’, ‘Fazla girişken biri’, ‘Bence kesin problemleri vardır’ ya da en basitinden başka diğer örneklerde ‘Bu çocuk adam olmaz’, ‘Sarışınlar aptaldır’. Kendiniz için yaptığınız yargılamalar: ‘Çok konuştum fazla uzatmamalıyım’ bilin ki bunu söylediğinizde bir anda herkesin algısı sizin ne kadar çok konuştuğunuz üzerine olacaktır. ‘Sigarayı bırakırsam kilo alırım’, ’Ne yesem bana yarıyor’ , ilişkiler için bana en enteresan geleni ’Önce o aramalı’. Ne fark eder? O aradığında mı kendimizi değerli hissediyoruz? Biz zaten değerliyiz buna inanalım. O zaman böyle bir beklenti içerisinde de olmayız. Korkularımız da kendimiz ile alakalı yargılarda bulunmamıza zemin hazırlar.

Aynı frekansta olmadığımız ya da enerji alanımızdan uzak biri ile iletişime girdiğimizde bu bize peşin hükümlü olma hakkını vermez. Yargı bizi şartlar. Yargıyı hayatımızın her alanından kaldırmak durumundayız. Doğruluğunu yanlışlığını deneyimlemeden yapılan yargılar bizi yanlışa götürür. Görmediğimiz, duymadığımız, yaşamadığımız olaylar üzerinde yargı yapılmaz. Davranış olarak ta yargı yapmamalıyız. Ama tabii ki her yargı değil. Yargı da bulunmak yerine yorum yapabiliriz.

Ne kadar çok yargıda bulunursak bilin ki aslında kendimizi yargılıyoruz. Çevrenizi bir gözlemleyin kimin kendi ile hangi alanda memnuniyetsizliği varsa karşı tarafa da aynı yargılama da bulunur. Egomuzun oyunlarına gelmeyelim. Kendimizi sevelim ve sevgimizi dışarıya gösterelim. Kendimizi ne kadar çok seversek bunu etrafımıza bir o kadar aktarırız. Buna paralel yargılarımız azalacaktır. Özgür hissetmediğimiz alanlarda bilinçaltımızda var olan kalıplarımız da kendimizi yargılamamıza sebep olur.

Seçim yapmak bizim doğuştan hakkımızdır. Farklı insanları tanımaktan korkmayın ve seçim yapma hakkını kendinize verin. Bu konuya ilişkiler ve güven ile ilgili yazımda daha geniş yer vereceğim. Seçmek, seçmeyi bilmek hayatımızda ayrı bir konfor alanı yaratır. Seçim yapabilmek bizi her önümüze geleni kabul etme zorunluluğunu, ‘hayır’ deme sanatını da öğretir. Yargının olduğu yerde zihin kalabalık oluyor. Bilgi kirliliğini kaldırmak çok önemli. Yargılar insan doğasında olmadığı gibi anlama kalitemizi de düşürüyor. İnsan naturasında ‘yargı’ yoktur. Çünkü insanoğlu yorulmayı sevmez ve yargılar bizi yorar. Zihnimizin sınırlarını ne kadar açarsak, içsel benliğimizi ne kadar özgür bırakırsak hislerimize bir o kadar yakınlaşır yargılarımızdan uzaklaşırız. İçsel olarak ne kadar derin hissederek yol alırsak hayallerimiz daha da büyür. Sevgi ile kucakladığımız, düşlediğimiz ne varsa bilin ki olması muhtemelen olan o dur.

Yargılarımız

Globalleşen dünya da bilimsel, teknolojik ilerlemelere rağmen halen bir çok ülkede ırkçılık, kutuplaşma, ayrımcılık görülmektedir. Bunların en temel sebebi önyargılardır. Huzurlu ,barış içerisinde sevgi ve saygıya dayanan, kollektif bilinçte bir toplumda yaşamayı düşlüyorsak önce kendimiz birey olarak yargılarımızdan kurtulmamız gerekmektedir.

Hayatınızı alt üst eden ön yargıların değişmesi için çoğu zaman yapmanız gereken sadece farkına varmanız olabilir. ‘Farkındalık’ yaşamımızın her alanında olduğu gibi özde bu aşamada önemli rol oynamaktadır. Her duyduğumuza inanmayarak, gördüklerimizi, duyduklarımızı sorgulayarak yeni ‘yargıların’ oluşmasını engelleyebiliriz. İç sesimize kulak verip ne yapmak istediğimize odaklanmalıyız. Kendimize inanmalıyız. Böylelikle daha özgür, daha mutlu, daha başarılı bir hayat bizi bekler.

Sevgiler

Zeynep İrem Çağlar
Uluslar arası İlişki ve Yaşam Koçu
Asro-Shera

Bir yanıt yazın

Takvim

Mayıs 2026
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Kategoriler