Duymak ve dinlemek, bakmak ile görmek arasındaki fark gibidir. Duymak; bilimsel olarak sesleri işitmektir. Dinlemek duyduğumuzu kavramak ve belirli bir süzgeçten geçirdikten sonra iletişime geçmektir. Duymadan da söylemek istediklerimizi anlayabilen, hissedebilen insanlar var. Demek ki sadece duymak kendi başına bir anlam ve fayda getirmiyor bizlere. Dinlemek bugünün bizleri için daha önemli daha derin bir yer teşkil etmektedir. Konuşmakta en az dinlemek kadar önemli. Konuşurken olayın özünden saptığımızda ne hissettiğimizden çok duruma yöneldiğimizde konu dağılıyor. Bu da bizi dinleyen insanın anlama kalitesini düşürebilir. O sebepten konuşurken ince detaylardan çok anlatmak istediğimize, işin özüne odaklanırsak rahat bir iletişim kurabiliriz. Bu yazıyı yazarken ‘Konuşmak’ kısmını sonradan ekledim. Duymak, dinlemek ve konuşmak hepsi birbiri ile bağlantılı, biri olmadan diğeri olmuyor. Kaçımız gerçekten can kulağı ile dinliyoruz? Dinlemek ve dinlemeyi bilmek bir sanattır. Dinlemiş gibi yaparak sadece ilgilenmiş olmak için karşımızdakini sözde dinlediğimizde bilin ki o ‘an’ da yer almıyoruz ve iletişimde bulunmuyoruz. Bazen ilgi ihtiyacından ve ispat isteği ile konuşmayı çok sevenlerimiz var 🙂 Bıraksan saatlerce konuşur. Konuşmakta bir ihtiyaç evet. Bende konuşmayı çok seven bir insanım. Ancak anlam kalabalığı içerisinde konuştuğumuzda konuştuklarımız bir süre sonra bizi dinleyen kişiye de anlamsız gelecektir. Hiç konuşamayıp, konuşabilen bir insandan daha fazla anlatmak istediğini hissettiren insanlar var. Hem de daha derin ve etkili oluyor.

Dinlerken ise; bir arkadaşımız bize bir şey anlattığında önce kendi iç sesimiz ile dinliyoruz. Anlatılana yaptığımız yorum ise kendi yaşanmışlıklarımıza ve ‘değer yargılarımıza’ dayanıyor. Dinlerken; göz teması kurarak objektif dinlemeliyiz. Bu hem bizi hem de karşımızdaki kişiyi ‘değerli’ kılar. Kendi ‘değer yargılarımıza’ göre yorumda bulunduğumuzda farkına varmadan yargılamalarda ve genellemelerde bulunabiliyoruz. Ya da konunun özünden sapıyoruz. Böyle olunca da; sağlıklı ve etkin bir iletişim kuramıyoruz. Karşımızdaki kişinin ne anlattığından ziyade hislerine odaklanırsak ‘empati’ kurmuş bu sayede hem kendimize hem de karşımızdakine daha fayda sağlamış oluruz. Dinlemek; anlatılanların arkasındaki duyguyu yakalamaktır. Bunu da kalbimiz ile dinlemeyi öğrendiğimizde başarırız.
Zeynep İrem Çağlar
Uluslar arası İlişki ve Yaşam Koçu
Asro-Shera