Herhalde Türkçe’de söylerken bile kişiye bu denli anlamını hissettiren o duyguyu veren bir kelime daha yoktur. COŞKU, söylenişi dahi dolu dolu, heyecanı, isteği hatta hareketi bile hissettiriyor. Coşkuyu en çok bebek ve çocukların gözlerinde görür ve hissedersiniz. İstedikleri ya da sevdikleri bir şeyi gördüklerinde bir anda heyecanlanır, kalp atışları hızlanır ve istedikleri her ne ise bir an evvel sahip olmak için var gücü ile anne ya da babasını ikna eder. İçlerindeki çoşku enerjisini o kadar kuvvetli hissedersiniz ki bir an önce arzu ettiği her ne ise size de aynı coşku yansır ve isteğine sahip olmasını sağlarsınız.
Coşku işte böyle bulaşıcı bir enerji.
İsteklerimiz için bizi harekete geçiren, motive eden, heyecanlandıran duygunun adı COŞKU. Etrafınıza bir bakın bazılarımız için ışık saçıyor deriz. Her daim coşkuyu içlerinde barındıran, hayattan zevk alan ve bu güzel enerjiyi bize yansıtan kişilerdir. Onlarla bir aradayken siz de aynı duygu seline kapılırsınız. Coşkuyu hissettiğimizde her şeyi yapabileceğimize inanırız. İmkânsız diye bir şey yoktur. Evet eller havaya eğlenirken de coşku hissederiz ancak hareket etmeden de bu duyguyu hissedebilmekten kalbimizde var olmasından bahsediyorum. Yaş ilerledikçe bazılarımızın enerjilerinin düşmesi, her daim mutsuz hissetmelerinin, başarıya olan inancın azalması gerçek sebebi içlerindeki coşkuyu kaybetmelerinden ileri gelir.70 yaşında biri 30 yaşında birinden hayata daha bağlı, daha enerjik bakabilir. 30 yaşında biri kalkıp yürüyüş yapmamak için bile kendine bahaneler üretirken 70 yaşındaki her sabah erkenden kalkar heyecanla yürüyüşünü yapar, dostlarıyla kahvesini içer, gazetesini okur, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığını hissedersiniz. Coşku önce kişinin kendisine sonra etrafına neşe verir. Coşkulu insanlar hayata optimist bakarlar. Hayattan zevk alırlar.
Coşku neden bu kadar önemli?
Hayatta isteklerimize, hedeflerimize ulaşmanın mazotudur ‘coşku’. İnancımızı ateşleyen duygudur. Hissetmeden inanamayız. Ve bilelim ki inanmadan sadece konuşmak ve istemek ile isteklerimizi elde edemeyiz.
Ne zaman ki coşku ile hayata sarılırsak o zaman fırsatlar ayağımıza gelmeye başlar. Belki ‘dün’ istediğimiz gibi olmamış olabilir. Dün bitti. Bugüne ise ilk olarak sahip olduklarımıza coşku ile bakarak başlamalıyız ki ‘yarın’ güzel olsun. İşte bu da bir anlamda şükretmek oluyor. Biri size ‘Nasılsın?’ dediğinde ‘Eh işte’, ‘Fena değil’ yerine ‘Harikayım’, ‘İyiyim’ diyebilin. Bu enerjinin belli bir süre sonra hayatınıza da yansıdığını göreceksiniz. Eskilerin bir lafı vardır. ‘ İyi diyelim iyi olalım’. Biz bunu söylemeden uygulayalım.
Başarılı insanları kıskanmayın. Hepsi içlerindeki coşkuyu var etmeyi bilen, hayata dört elle sarılan kişilerdir. Aksine takdir edin ve başkalarının hayatına yorum yapmadan önce kendi içinizdeki coşkuyu harekete geçirin. Başarının sırrıdır coşku. Önce coşku ardından başarı gelir. Coşkunun olduğu yerde olumsuz düşünce yoktur. Endişe yoktur. Mazeretler yoktur. Sevgi, neşe ve heyecan vardır. Geçmiş olumsuzlukları düşünmek yerine yeni hedeflerinize odaklanın. Devamlı olumsuzlukları düşünmek içinizdeki coşkuyu yitirmenizden başka bir işe yaramayacaktır. Coşku ile ilerlediğimiz yolda sahip olamayacağımız hiçbir şey yok. Ulaşmayı arzu ettiğimiz her ne ise içimizde var olan coşku ile zorlukları dahi zorlanmadan aşma gücü elimizdedir. Coşku ile akan gümbür gümbür bir şelale gibi siz de akın hayata. Asla vazgeçmeyin.
Sevgiyle
Zeynep İrem Çağlar
Asro-Shera