Alışkanlık ve bağımlılık arasındaki farkı kavradığımızda iyi kötü alışkanlıklarımızın farkında olabiliriz. Hepimizin her gün sabah kalktığında duş almak, gazete okumak, sabah kahvesini içmek gibi birçok alışkanlıklarımız mevcut.
Alışkanlıklarımız bilinçsizce yapmış olduğumuz ve giderek sürekli hale gelen davranışlarımızdır. Bu sürekli hale gelen alışkanlıklarımız belli bir süre sonra ihtiyacımız haline dönüşebilir. İhtiyacımız haline dönüşen alışkanlıklar ise bağımlılık duygumuzun başladığı en temel noktadır. Alışkanlıklarımız kendi irademizin yönetimi altındadır. Alışkanlıklarımız bizim yönetemediğimiz bir duruma geldiyse sahip olduğumuz alışkanlığı bağımlılığa dönüştürmüşüzdür. Bu sebepten iyi kötü alışkanlıklarımızın farkında olmalı ve istersek değiştirebileceğimiz davranışlar olduğunu bilmeliyiz. Örneğin saçımızı taramak hepimiz için ortak sayılabilecek bir alışkanlıktır. Saçınızı hep sağ elinizle tarıyorsanız bunu sol elinizi kullanarak deneyin. Devamlı sol elinizi kullanıyorsanız sağ eliniz ile taramayı deneyin. Bilim adamlarının çoğu alışkanlık ile ilgili bu örneği veriyorlar. Sağlıklı olmak açısından beynimizin 2 tarafı da dengeli çalışmalı. Devamlı bedenimizin aynı tarafını kullanmakta bir alışkanlık. Biliyoruz ki bedenimizin hangi tarafını daha çok kullanırsak beynimizin o tarafı daha etkin çalışıyor. Önemli nokta iki tarafı da eşit derecede yormadan dengeli kullanabilmek. Aynı zamanda zihinsel anlamda da karar mekanizmamızda çok faydası olduğu bilinmekte.
Alışkanlıklarımızı değiştirmek bir anlamda yine ‘seçim’ yapma hakkını ve kendimiz için en faydalı olanı kendimize vermektir. Yoga Bhajan’ın en sevdiğim sözlerinden biri ‘Önce biz alışkanlıklarımızı yaratırız sonra alışkanlıklarımız bizi oluşturur’. Bazen kısa bir mesafeyi yürümeye bile kendimizi yeterli görmeyiz. ‘Nasıl olsa araba var şimdi ne uğraşacaksın?’ der ‘EGOMUZ’ bize. Rahatlık ve konfor evet çok güzel ta ki alışkanlık haline gelinceye kadar. Halbuki değişmesi gözümüze zor gelen diğer duygusal alışkanlıklarımızı değiştirebilmemiz hatta bazen yok edebilmemiz için yukarıdaki araba örneği gibi küçük ve daha kolay alışkanlık haline gelmiş günlük rutinlerimizi değiştirerek işe başlayabiliriz. Bunun için ise önce ‘değişim’i kabullenmeli ve değişime açık olmalıyız. Alışkanlıkları değiştirmek zor olabilir. Zor olması demek imkânsız olması demek değildir.
Bağımlılık alışkanlıklarımızın zincirlerini oluşturduktan sonra zinciri kıramayacak hale geldiğimiz seçimlerimizdir. Hayatında ilk defa alkol alan birini düşünün. Vücudunun zarar görmesi yok denecek kadar azdır. Alışkanlığın zinciri henüz yumuşaktır. Vücudun normalde alkole ihtiyacı yoktur. Eğer kişi zamanla bu ihtiyacı daha sık tekrarlamaya başlar ve sağlığını kötü etkileyecek duruma izin verir işte orada bağımlılık vardır. Bu bir seçimdir. Yaptığımız seçimlerde uzun ve akılcı düşünerek karar aldığımızı zannederiz ancak bir bakarız ki büyük bir alışkanlığın içerisinde kayboluvermişiz.
İLİŞKİLERDE BAĞIMLILIK
Duygusal anlamda da alışkanlıkların bizi esir almasına izin vermemeliyiz. Bu hem ilişkilerimiz hem de kendi iç huzurumuz için şarttır. Kimseyi bağımlılık yapacak kadar benimsemeyin. Çocuğunuzu dahi. Bunu sevgi ile karıştıranlarımız var. Çocuklarımız gün gelip kendi aile ya da hayatlarını kurmak isteyecekler.Bağımlılık haline gelen ilişkiler belirli bir süre sonra özgürlük alanımızı da kendi çemberi içine almaya başlar. Hepimizin eşimize, dostumuza ve güzel vakit geçirmeye ihtiyacımız var. İlişkilerimizde mesafe ve sınır koymak bu sebepten ilişki kalitemizi daha üst bir seviyeye taşır. Arkadaşlarınızın sıkıntılı zamanlarında destek olun yanlarında bulunun. Ama çok dikkat edilmesi gereken bir noktayı burada paylaşacağım. Dikkat edin sıkıntılı durumunda yanında bulunduğunuz arkadaşınız size bağımlı bir hale gelmesin. Bu aynı zamanda iki tarafın elinde olan ve farkındalık gerektiren bir durum. Bazıları küçüklükten gelen alışkanlıklarından başkasına veya bir şeye bağımlı olmayı ararlar. Bu tamamen küçüklükten gelen duygusal açlıktır ve bu kişiler alışkanlıklarını da bilinçsizse bağımlı olma isteği ile yaratırlar. Alışkanlığı sevgi ile eş değer görenlerden bahsetmiştik. Senede 1-2 defa veya daha az görebildiğim halde daha sık bir arada bulunduğum arkadaşlarım gibi yine aynı sevgi ve paylaşım ile görüştüğüm dostlarım var. Bu demektir ki yakınlık, uzaklık, devamlı dip dibe olmak ile sevginin alakası yoktur.
Özel ilişkilere gelirsek yine aynı kuram geçerli. Kendiniz ile çelişerek birlikte olduğunuz kişiye sınırlarınızı koymadığınızda bağımlılık kaçınılmazdır böylelikle ilişkinin yönetimini de karşı tarafa vermiş olursunuz. Aynı zamanda ilişkinin tüm sorumluluğunu da karşı tarafa yüklemekten başka bir şey değildir. Açıkça ‘Ben bağımlı olmak istiyorum’ dur. Hepimizin çok iyi bildiği o sözü hatırlatmak isterim. ‘En başından nasıl izin verirseniz öyle gidecektir’ Doğru ya doğru.
Aşk bağımlılığı ise kişilerin kendilerini sevmeyi bilmediklerinden bu sevgi gösterisini, ilgi ve alakayı çevrelerinde aramalarından kaynaklanır. Korunmak veya karşılaştıkları problemleri çözebilmek için bu kişiler diğer insanlara bağımlı hale gelir. Çoğunlukla bitmeyen korkuları ve çok sevilmeyle beraber hayranlık uyandırma hayalleri vardır. Bu korkular genelde terkedilme, acı çekmekten korkma ve reddedilmektir. Sevgi alışverişinde hep bir korkuları vardır, sevebileceklerine inanmazlar buna rağmen aşkı bekler ve umut ederler. Ve bu duyguları takıntı düzeyindedir. Değişimi sevmez. Samimiyetten uzak yaşarlar.
Teknoloji bağımlılığından da bahsetmeden geçemeyeceğim. Yaşadığımız çağ gereği teknolojiye ayak uydurmak durumundayız. Buraya kadar her şey normal de gecenin bir yarısı iş ile ilgili bir mail gelmiş midir duygusu ile uykusundan olan kişileri ya da kız veya erkek arkadaşı ne zaman internete girmiş diye kendini hasta edenleri gördükçe üzülmemek elde değil. Bakın bu bağımlılıktır. Telefon açıp konuşmaktan ziyade mesajlaşmak trend olmuş. İyi de bu iletişim değil sadece sanal bir ilişki içerisine kendinizi sokuyorsunuz. Konuşmak ile mesajlaşmak aynı değildir. Evet içinde bulunduğumuz durum gereği konuşamayacağımız zamanlarda mesaj yazmak teknolojinin bize bir iyiliği. Ancak sürekli mesaj sonrası karşı taraf ile yüz yüze geldiğinizde konuşacak ya bir şeyiniz kalmıyor ya da fazla interaktivite kısa bir süre sonra ilişkiyi tüketiyor. Çünkü gerekli gereksiz her bilgiyi o mesaj kutucuğundan paylaşma alışkanlığı oluşturuyorsunuz. Burada da artık iletişim yoktur. İstatistiklere göre internet yüzünden ilişkileri biten kişiler diğerlerine oranla fazla olması toplumda çoğunluğun bağımlılığı sevmesi olarak gözüküyor. Her an herkesin ne yaptığını bilmeyi neden bu kadar istiyoruz? Hiç mi özelimiz kalmadı bizim? Karşı tarafın kendini özgür hissetmesini dahi sağlayamadığımız bir ilişkide sevgiden ne kadar bahsedebiliriz? Bağımlılığımızın kontrolcülüğümüzü tetiklemesinden başka nedir bu? İlişki mi? Geçiniz.
Toplumlara bakarsak bir toplumda ne kadar çok birey bağımlı olma duygusu içerisinde ise o toplumda bağımlı bir toplumdur. Bu gibi toplumlarda ihtiyaca ve ödüle yönelik hareket eden yönetimler her ne kadar kötü yönetimlerde olsa ödüle bağımlı bir toplum oluşturmaya yönelik hareket ederler. Vatandaşların ‘Düşüncem bu değil ama nefsime hakim olamıyorum çünkü ihtiyacımı karşılıyor’ duygusu ile bu gibi ülkelerin kaderini temelde bu psikolojik alt yapı oluşturmaktadır. Dolayısı ile bir kere bağımlı olma yolunda hareket ettiğinizde karşı tarafa bu kozu vermiş ve dilediği gibi sizi yönlendirmesine de izin vermiş oluyorsunuz.
ALIŞKANLIKLARDAN KURTULMANIN TEMEL YOLLARI
1-Yapabileceğinize İnanın
Kendimize tam anlamı ile inandığımızda ve %100’ümüzü verdiğimizde aşamayacağımız hiçbir alışkanlık yoktur.
2-Sabırlı Olun
Kendinize alan açın. Hemen ilk denemenizde sonuç almak gibi sınırlandırmalar koymayın. Rahat olun ve kendinize zaman tanıyın.
3-Kendinize devamlı telkinde bulunun
‘………… alışkanlığımı değiştirmeyi gerçekten tüm benliğim ile istiyorum ve bu güç benim içimde. İstersem yapamayacağım hiçbir şey yok. Kendime zaman tanıyorum ve bu özgürlüğü kendime veriyorum.’
4-Mükemmeli aramayın
Kendinizi devamlı yargılamaktan vazgeçin. Alışkanlığınızı değiştirmek istiyor musunuz? Önce bundan emin olun. Gerisi gelecektir.
Sevgiyle
Zeynep İrem Çağlar
Asro-Shera