Categories
Blog Yazıları

Yargılarımızdan aldığımız kararlara, davranış tarzımıza ve bunları uygulama şeklimizdeki farklılığın en temelinde korkularımız yer almaktadır. Her kişi aynı şeye aynı tepkiyi vermez. Burada temelde yatan korkuların yansımaları görülmektedir.

Korku Nedir?

Korku, bizi sınırlayan, irademizi ortadan kaldıran denetleyemediğimiz panik halimizdir. Beslediğimiz korkular ile paralel kaygılarımız da arttıkça panik halimiz daha da artıyorsa bu durum negatif alana doğru hızlı bir geçişe sebebiyet vermektedir. Korkular enerji seviyemizi en aşağıda tutarak başarıya en büyük engeldir.

Birçok çeşit korku mevcuttur. Başarı korkusu, hastalık korkusu, kaybetme korkusu, terkedilme ve yakın ilişkiler kuramamak gibi her kişi de farklılık gösterebilmektedir. Tüm bu korkularımızın temelinde küçük yaşlarda edindiğimiz kodlamalarımız var olmaktadır. Endişelerimiz yine korkularımızdan kaynaklanmaktır. Gerçekleşmemiş durumlar ile ilgili aşırı heyecan ve duygusallık üreterek, olumsuz düşüncelerimizi aktive ettiğimizde zihnimizde yarattığımız endişedir.

Çoğu kişi de var olan ve gözlemlenen başarı ve ölüm korkusudur. Bu korkuları aşabilmemiz için öncelikle güven ve teslimiyet duygu ve inancını kendi içimizde harekete geçirmemiz gerekmektedir. Başarısız olma inancımız arttıkça kaygılarımız bunun ile eş zamanlı artar. Ne kadar çok başarısız olmaktan korkuyorsak bilelim ki başarısız olacağımıza olan inancımız da bir o kadar yükselecektir. Başarılı olmak kadar başarısız olmak ta bir o kadar normaldir. Biz neye ne anlam verirsek gözümüzde o kadar büyütebiliriz. Başarısız olma inancı ilişkilerimizden, profesyonel hayatımıza kadar bir çok alanı kapsamaktadır. Herkesin her işte, her ilişki de başarılı olmak gibi zorunluluğu yoktur. Daha doğrusu sevdiğiniz sizi mutlu eden bir işte kendinizi zaten başarılı hissedeceksinizdir. Ya da kendinizi iyi hissettiren, huzurlu ve mutlu olduğunuz bir ilişkinin içerisinde zaten başarılısınızdır. İlişkilerimizde kaybetme korkusu ise ilerleyen kaygı hali bağımlılık olarak ortaya çıkmaktadır. Hayatımızda her şeye bizler anlam yüklüyoruz. Özellikle ilişkilerde çokça görülen birliktelik içerisinde olduğumuz kişiye fazla fazla anlam yüklediğimizde bağımlılık haline gelebiliyor. Bunu engellemek için ise öncelikle kendimiz ile tam ve bütün olduğumuza inanmak ve kendimizi eksik değil bir bütün hissetmektir. Bu şekilde gelen kişi de bütünlük bilincinde olacaktır. Terkedilme korkusu ise temelinde yatan reddedilme ve onaylanmamak olduğu gibi yakın ilişki kuramayan kişilerde ise kontrolü kaçırma hissiyatı bu korkulara sebebiyet vermektedir.

Hastalık ve diğer kaybetme korkularımızın temelinde yatan ölüm korkumuzdur. Her kişi de var olan bu korku gayet normaldir. Ancak; devamlı bu korkuyu zihnimizde yaşar hale geldiğimizde ciddi problemler ile karşılaşabiliriz. Korkular; hayatımızı devam ettirebilmemizde, akışta kalmamızı sağlamada en büyük engeldir. Ne kadar kaygı ve korku bilincinde olursak bir o kadar hayatın güzelliklerinden kendimizi yoksun bırakmış oluyoruz. Yaşamda doğmak ne kadar normal ise ölümün de bir o kadar normal olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Şu an dünyada milyonlarca çocuk açlıktan yaşamını yitirirken bir o kadarı iyi şartlarda yaşıyor. Korkularımız ile ilgili odağımızı kendimizden uzak tutmak burada önemli rol oynuyor. Çevremizde yaşadığımız gözlemlediğimiz olaylarda korkularımızın oluşmasına sebebiyet verebiliyor. Devamlı her türlü hastalık ve hastalar ile ilgilenen ve bu görevde bulunan doktor ve hemşireleri düşünün. Sürekli korku halinde olmaları gerek. Ancak; amaçları hastayı daha iyi bir aşamaya taşımak olduğundan odakları olumlu bakış açısına hizmet etmekte. Kendimiz ile ilgili de bu şekilde düşünürsek kendimizi rahatlatabiliriz. Korkularımızın diğer bir sebebi ise karma felsefesinden yola çıkarak önceki yaşamlarımızda edindiğimiz ve bu hayatımızda bize yansıyan bilinmeyen korkularımızdır. Bu korkular uygulanan bilinçaltı çalışmaları ile tekrar yüzleşme sağlanarak bu hayatımıza olan etkisi yok edilebilmektedir. Korkularımızı aşmanın en basit yolu kabul etmek ve sevginin gücünü hissedebilmekten geçer. Evrenin akışına teslim olduğumuzda, güvendiğimizde korkularımızı aşma gücü ve hissiyatı elimizde olacak ve aşırılığı ortadan kaybolacaktır.

Unutmayalım ki; her başlangıç bir son. Her son yeni bir başlangıçtır.

Sevgiyle

Zeynep İrem Çağlar
Uluslar arası İlişki ve Yaşam Koçu
Asro-Shera

Bir yanıt yazın

Takvim

Eylül 2026
P S Ç P C C P
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Kategoriler