Categories
Blog Yazıları

Adem ile Havva’nın yasak elmayı yemesi ile başlayan ve günümüze gelen ‘Elmanın iki yarısı’ sözü kulağa ne kadar da romantik geliyor değil mi? Gelin görün ki yedikleri yasak elma. Bakalım iyi bir ilişkinin realiteleri bu efsaneyi doğruluyor mu?

1.KENDİNİZ İLE TAM VE BÜTÜNLÜK BİLİNCİNDE OLUN
İlişkiyi neden isteriz hiç düşündünüz mü? Paylaşmak, mutluluk, güven….Bunların hepsi ilişki yaşamadan da kendi içimizde olması gereken hayattan aldığımız keyif ile eşdeğerdir. İlişki kendimizi keşfetmek ve beraber yürümeyi bilmektir. Asırlardır söylenen elmanın 2 yarısı sözü ne yazık ki bu maddeyi doğrulamıyor. Çünkü 2 yarım kişi tam ve bütün bir ilişkinin içerisinde var olamaz. Var olsalar bile bu onları iyi bir ilişkiye taşımaz. Öncelikle kendimiz tam ve bütün olarak hissetmeliyiz ki gelen kişi de bizim ile aynı frekansta bütünlük bilincinde olsun. Elmanın 2 yarısı durumunda teklik duygusu ile enerji alanımızı genişletiriz. Çiftler arasındaki bazı zıtlıklar ilişkiye dinamik katıyorsa tabii ki güzeldir. Ancak ‘Gelen kişi benim eksiklerimi tümü ile kapatsın’ bakış açısına sahip biri yine aynı bakış açısındaki kişiyi çeker. Ve bir araya geldiklerinde yine eksik hissederler. Kişi tek başına bütün hissedebilmelidir. Bütün eksik yönlerinizi kapatacak kişiyi beklemek aynı zamanda bencillik ve kolaya kaçmaktır. Hepimiz ‘Ben böyleyim’ diyoruz. İyi güzel de; biz ne vereceğiz bunu unutuyoruz. Tam ve bütün hissettiğimiz zaman kendimizde olan ilişkiye katacağımız güzel yönlerimizin de farkında oluruz. En güzel ilişki hayatınıza kattığınız kişinin içinizdeki mutluluğa mutluluk, keyfe keyif, eğlenceye eğlence, huzura huzur katmasıdır.

2.İLİŞKİ İÇERİSİNDE YAŞANAN HER NEGATİF DURUMDA İLİŞKİNİN BİTECEĞİNİ DÜŞÜNMEYİN
İlişkilerde yaşanan her küçük problemde ilişkinin yürümeyeceğine dair zihnimizde yer alan kuruntular içinde bulunduğumuz problemi daha da büyütmemize sebep olur. Bu da zamanla daha büyük çıkmazları beraberinde getirebilmektedir. Mutlaka ki fikir çatışmaları yaşayacağımız durumlar ve olaylar hayatın her alanında olduğu gibi ilişkilerde de olması normaldir. Önemli olan problemin üstünü örtmeden konuşarak ortak bir karara varmaktır. Çiftlerin burada düştükleri en büyük hata problemi hissettikleri an çözümü yine tek başlarına aramalarıdır. Konuşulmayan her bir negatif durumun bir sonrakine daha da büyük yansıması olur. Kartopunu düşünün ki; siz konuşmadan idare ettiğinizi düşünürken git gide daha da ağırlaşır ve büyür.

3.HER PROBLEMDE ÇAREYİ ARKADAŞLARDA VEYA DIŞARIDA ARAMAYIN

İlişki 2 kişi tarafından yaşanır. Nasıl ki bir uzman ile konuşmadan önce çiftler bir arada karar alıyorsa yaşanılan problemde yine çiftler arasında konuşulmalıdır. Arkadaş veya ailenizin durumun içerisinde yer alması daha büyük çıkmazlara ilişkileri götürebilmektedir. Unutmayalım ki; çevremizden beklediğimiz çareler ya da nasihatler objektiviteden uzak kendi yaşamış oldukları ile orantılı gelecektir. Aynı zamanda arkadaşlarınız ile konuşurken partnerinizi de yargılayarak ona da bolca negatif enerji göndermiş olacaksınız. İnsanlar başkalarının ilişkileri konusunda kendi ilişkilerine nazaran daha negatif olabilirler. Bu sebepten pozitif yerine negatifi daha çok görürler. Çare yine birbirinizsiniz.

4.ZİHİN OKUMASI YAPMAYIN

Eğer bir sıkıntınız varsa partneriniz zihninizi okuyamadığından anlamasını beklemeyin. Bunun yerine hissettiklerinizi anlatın. Diyelim ki iş yerinde kötü bir gün geçirdiniz ve kendinizi iyi hissetmiyorsunuz. Gergin ve negatif davranmaktan ziyade bu durumu birlikte olduğunuz kişi ile mutlaka paylaşın. Emin olun ki çok daha iyi hissedeceksiniz. Aksi durumda ne yaşadığınızdan haberi olmayan eşiniz veya partneriniz başka varsayımlarda bulunmaya başlıyor ki bu daha büyük sorun.

DEVAMLI BEKLENTİ İÇERİSİNDE OLMAK /ALMAK İÇİN VERİCİ DAVRANIŞTA BULUNMAYIN
Birlikte olduğunuz kişinin her davranışına bir anlam kondurmayın. Bu anlam yüklemelerinin hepsi beklentilerimizden kaynaklanır. Bilinçli olmadan beklentilerinizin karşılanması için devamlı verici davranışlarda bulunanlarımız var. Sevgiliniz size iyi davransın, sizi sevdiğini söylesin, şefkat göstersin ya da şımartsın diye içinizden gelmeyen verici gözüken ama alıcı sınıfına giren davranışlarda bulunmayın. Eğer bu şekilde davranıyorsanız bilin ki bir ALICISINIZ.

Örnek:

KADIN: Her akşam yemeğini hazırlıyorum. Evi düzenli tutuyorum. Değerimi bilmiyor.

ERKEK: Her işini hallediyorum. Rahat yaşatıyorum. Ama mutlu olmuyor.

Eğer ki siz kadın veya erkek fark etmez karşı taraftan değerli ve mutlu hissettirilme beklentisi halinde yukarıdaki davranışlarda bulunuyorsanız bilin ki ne değeriniz bilinir ne de mutlu olursunuz. Üzgünüm ki gerçek bu. Kendinizi siz değerli hissetmelisiniz. Ya da yemeği kendiniz hazırlamaktan keyif alıyorsanız yapacaksınız. Eşinizin her işini halletmek rahat yaşatmak külfet geliyorsa yapmayacaksınız. Çünkü bu zihniyet beklenti içerisinde ve alıcı bir zihniyettir. Olması gereken ve güzel olan keyif aldığınız bir şeye sevdiğinizi de ortak etmektir. Kendini sevmek ile ilgili olan yazımda da paylaşmıştım. Sevgiyi hak etmek için veya sevgi beklentisi için bir şey yapılmaz. Siz kendinizi tam anlamıyla tüm hatalarınız ve doğrularınız ile birlikte sevdiğinizde etrafınızda ve ilişkilerinizde de sevildiğinizi zaten hissedeceksiniz. Her şeyden önce ‘Ben kendimi seviyorum’ diyebilmeliyiz.

7.VARSAYIM YAPMAYIN

Varsayım, Türk dili Kurumunun internette yer alan tanımına göre ‘ Deneyler ile doğruluğu yeterli derecede doğrulanmamış ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce’. Buradan yola çıkarsak varsayım yapmak doğruluğundan emin olmadığımız konular ile ilgili zihni gereksiz yere yormaktan ve bizi şüpheci hale getirmekten başka bir işe yaramıyor. Anlayacağınız durmadan hipotez üretme halindesiniz. Özellikle özel ilişkilerde;

‘Şimdi bana böyle davrandı. Kesin şu yüzden’.

‘Telefonu açmadı. Acaba konuşmak istemiyor mu? Yanında biri mi var?

Bu şekilde belki de gerçekte olmayan bir durumun varlığını olumsuz olarak zihninize ve etrafınıza gerek enerji olarak gerek ise davranış olarak yansıtıyorsunuz. Olmayacak bir şeyi bile devamlı olumsuz varsayımlar ile oldurtabiliriz. Kendimize bunu yapmayalım. Bırakın olması gereken muhtemel ne ise o olacaktır. Eğer ki bırakamıyorsanız işte burada kontrol etme vardır. O zaman kontrolcülüğünüz üzerinde çalışmanız gerekiyor.

8.KURBAN ROLÜ OYNAMAYIN-SUÇLAMAYIN

İlişkiler sonlandığında %90 görülen davranış türü ya kendimizi suçlarız ya da karşı tarafı. Karşı tarafı devamlı suçlar bir halde isek bilelim ki kurban rolü oynuyoruz. Kendimizi suçluyor isek kendimizi sevmekten bir o kadar uzağız. Kurban rolü ve suçlamayı beklenmeyen ayrılığa karşı egolarımızın bahane bulmaya çalışarak bizi koruma altına alması olarak görüyorum. Beklenmeyen veya ani ayrılık yoktur. İlişki içerisinde biz duygusu ve bilincinden o kadar uzaklaşmışızdır ki o an üzüldüğümüz aslında alışkanlıklarımız bunun farkında değilizdir. Alışmış olduğumuz düzene veda yeni bir düzene hoş geldin deme vakti gelmiştir. Böyle bir durum içinde olduğunuzda kurban rolü ve suçlama yapmadan önce oturun ve düşünün. ‘İlişki öncesi nasıldım?’, ‘İlişki süreci nasıldım?, ‘Şu an nasıl hissediyorum?. Bunu düşünürken hayatınızın ne yönde değiştiğini de düşünün.

Yaşadığımız sorunlara verdiğimiz tepkilerde bizi iyi bir yere taşıyorsa mükemmel. Ancak ilişkiniz adına vereceğiniz tepkiler sizi kötü bir duruma ya da şu an olduğunuzun alt seviyesine taşıyacaksa düşünün.

9.İLİŞKİYE GÜVENİN

Birçoğumuz ilişkiye güven ile kişiye güveni karıştırıyor. Sahip olduğumuz ilişkiye güven duyduğumuzda birliktelikte bulunduğumuz kişi de aynı güven duygusu içinde olacaktır. Ancak ilişki yerine kişiye odaklı olduğumuzda birlikte olduğumuz kişinin davranışlarını kendi istediğimiz hale getirmek bir anlamda değişim için anlamsız bir çaba içine giriyoruz. Kimseyi zorla değiştiremezsiniz. Değişimi bekleyen ilişkidir. Bu değişime ya beraber ayak uydurursunuz. Ya da yol vermeyi bilirsiniz. Unutmayalım ki birlikte olduğumuz kişi en büyük yaşam koçumuz ve kişisel gelişim rehberimizdir.

Sezen’den gelsin…

ADEM OLAN ANLAR 🙂

Ben bu dünyaya bir türlü alışamadım Bu yüzden insan içine karışamadım Bana mı sordunuz adımı koyarken Bir küstüm bir daha barışamadım Uyumlu faniler bana uyumsuz derler Delirttiniz beni ey ehven-i şerler Uzlaşırsam namerdim ateşe verseler Garanti muhabbetlere yılışamadım Ha desem olmaz a ah desem olmaz Birine uysa öbürüne uymaz Yarelli yarelli yarelli o zaman Yarelli yarelli yalelli o zaman
Sürüden ayrılanları kurtlar yer Arkanı sağlama al ey akıllı beşer Ben çatlarım kurallara uyarsam eğer Ruhumu şeytanla bölüşemedim

Herkesin münasip bir dayısı var E insanoğlu bu iyisi, ayısı var Benim zarar bildiğim elaleme kar Adamını bulup da uyuşamadım
Ha desem olmaz a ha desem olmaz Birine uysa öbürüne uymaz Yarelli yarelli yarelli o zaman Yarelli yarelli yarelli o zaman
Ben seni de sevmedim adem Doğruyu duymak istiyorsun madem Alt tarafı bir elma yedik beraber Zehir-i zıkkım oldu bize bal badem

Sevgiyle

Zeynep İrem Çağlar
Uluslar arası İlişki ve Yaşam Koçu
Asro-Shera

Bir yanıt yazın

Takvim

Eylül 2026
P S Ç P C C P
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Kategoriler