Tabii ki burada betonarme görmeye alışkın olduğumuz taştan duvarlar ve çeşitlerinden bahsetmiyorum. Etrafımıza kendimizi koruduğumuzu zannederek zihnimizde ördüğümüz bizi sınırlayan kalbimizin rotasını çizmemize engel olan o taş duvarlarımız. Her ne kadar kişisel gelişim ile de ilgilenseniz, farkındalığınızı en üst aşamaya da taşısanız geçmişinizden bugüne taşıdığınız korkuların, güven zedelenmelerinin, üzüntülerin bir daha yaşanmayacağını düşünerek sınırlar koymaya başlarsınız. Bunlar aslında kendimizi sınırlayan duvarlarımızdır. Ve üzgünüm ki geçmişte her ne ise kendinizi sınırlayan tekrar siz bunu aşana kadar karşınıza tekrar ve tekrar çıkacaktır. Çünkü geçmişte yaşanan bu olaylara karşı kendimizi korumak adına bilinçli veya bilinçsiz olarak duvarlar öreriz.
Çoğu kişide var olan sevgiyi hissetmenin şurada yanlış yorumlandığına inanıyorum. Sevgiyi hissetmek her daim pozitifte kalmak negatifi yaşamamak değildir. Hayatın acısı da tatlısı da vardır. Negatifi hissetmek o kadar doğal bir şey ki aksine hissetmemek ya da öyle olduğuna kendini inandırmaya çalışmak kendini kandırmaktır. Fiziksel ve duygusal acının süresi 9 saattir. Acıyı hissetmek normaldir AMA kendine acı çektirmek ve olumsuz duyguları tekrar tekrar eşelemek ile de kendinize iyi olanı çağırmazsınız. İşte burada farklı bir farkındalıkta olursak geleni kabul ederek kendimize izin veririz. Geçmişte yaşamış olduğumuz her ne ise sevgi ile kucakladığımızda verilen dersi aldıktan sonra korkmak için bir sebep kalmaz ve duvarlar örmek yerine kendimizi daha çok kendi özgürlüğümüze taşıyarak özgürlük alanımızı genişletiriz.
Her gün hepimizin karşısına işte, sokakta, evde, eşimiz, dostumuz ile ilgili türlü türlü durumlar çıkabiliyor. Bu gibi durumlarda tepkide bulunduğunuz her ne ise kendinizi iyi hissetmiyorsanız kendinizi veya bir başkasını suçlamak yerine önce neden böyle bir tepki verdiğinizi düşünün. Doğru olan olmasından ziyade kendi gerçekliğinize kendi içsel doğrunuza uyan tepkiler mi bunun farkında olmak çok önemli. .
Etrafımızda yaşadığımız her şeyi bizler kendimiz yaratıyoruz. Aslında problem diye bir şey yoktur. Her ne yaşıyorsak bulunduğumuz tutum problemi yaratandır . Tüm duygular iyi ve kötü hepimizde var. Bunun farkında olduğumuzda iç sesimizi dinlediğimizde içimizden gelen duygunun bizi iyiye mi kötü ye mi taşıyacağını görebilmeliyiz. Hırs duygusu mesela sizi içinde bulunduğunuz duruma göre iyiye de kötüye de taşıyabilir. Azimli olmak adına ilerliyorsanız iyi olarak yorumlarsınız. Ancak hırs sizde rekabet yerine kıskançlık halini almış bir durumda ise bunu kontrol etmekte yine sizin elinizde. Sadece hangi ve nasıl bir duygudan geliyorsunuz bunun farkında olmak dahi anda kalarak hayatın keyfini çıkarmanıza olanak sağlar.
Değiştiremeyeceğiniz ve kabul edemeyeceğiniz her şeyi bırakın. İzin verin gitsin. Çünkü bilinciniz farkında olarak ya da olmayarak siz olaylara müsaade etmediğinizde ya da direnç gösterdiğinizde kararlar alıyor ve her bir kararda bir duvar daha etrafınıza örüyorsunuz.
Eckhart Tolle’ın ‘Var olmanın Gücü’ egomuzun dışına çıkarak kendi kimliğimizi tanımlayan ve sevgiye açılan yeni bilinç düzeyini anlattığı kitabını hararetle tavsiye ediyorum.
Hayattan zevk alın, coşkuyu hissedin, her anınızın keyfini çıkarmaya bakın.
VE Kalbinizi zerafete açın.
Sevgiyle
Zeynep İrem Çağlar
Asro-Shera