Categories
Blog Yazıları

Dünyada, evrende ve hayatımızda karşımıza çıkanları anlamlandırmaya ihtiyaç duyarız. Buradaki ihtiyaç ‘bilgi’ ihtiyacıdır. Ve bilgiyi yaşamımız süresince kullanmaya başlarız. Sorgulamadan kabule geçtiğimizde bilgi tarafında yönetiliyor ve kendi kimliğimiz ile bilgi arasında çelişkiler yaşamaya başlıyoruz. En önemlisi farkındalık kayboluyor.

Toplumuzda sıkça görülen HAP BİLGİ’ yi bir an evvel elde etme isteği tam olarak özümsemeden ve pratiğe aktarılmadan uyarlandığında kişiyi kendi gelişimi ve çevresi açısından geliştiremez önündeki seçenekleri görmekten alıkoyan bir yanılsamaya sebebiyet veriyor.

Bilgi her hareketimizi kontrol altında tutar ve hayatımızı nasıl yaşayacağımıza dair kurallar koymaktadır. Sahip olduğumuz bilgiyi sorgulamadığımızda tercih yapamayız. Bir anlamda seçenekleri göremez idefix sahip olduğumuz bilginin tutsağı haline dönüşürüz. Burada eksik olan nedir peki? Bilgi tarafından yönetilmeye başladığımızda inancı hissedemeyiz. İnanç duymadığımızda ait olduğumuz bilgiye git gide daha da bağlanarak bağımlı hatta fanatiği haline dönüşebiliriz.

İş şu şekilde olmalı

Çocuğum böyle davranmalı

Kusursuz bir ilişki şöyle olmalı

Şu şekilde davranmalıyım

Yukarıdaki örneklerde dikkat ederseniz devamlı bir yargı var. Ve bu yargılar önceden edindiğimiz bilgileri sorgulamadan kabule geçtiğimizde özgür düşünmemizi engelleyen bariyerler haline geliyor. Bilgiyi yönetemediğimizde aynen yukarıdaki gibi hem sahip olduğumuz bilgiyi yargılıyoruz hem de kendi hareket alanımızı kısıtlayarak bir anlamda kendimizi kendi özgürlüğümüzden alıkoyan alanlar yaratmaya başlıyoruz. Öyle yapmalıyım, böyle olmalı derken önümüzdeki seçenekleri göremez kendi kimliğimizden uzaklaşır zihnimizin gürültüsünden başka bir şeyi duyamaz hale geliriz. Bir anlamda bilgiyi fazla içselleştirdiğimizden hayatımızı nasıl yaşayacağımızı kendimiz değil ‘bilgi’ belirlemeye başlar.

Fanatik ideolojiler de bilgiye bağımlı, bilgi yönetiminden yoksundur. Ve bu hedefte kişileri etkilerler. Hepimiz etrafımızda zaman zaman rastlıyoruzdur sabit ve farklı bir görüşü anlamaya dinlemeye dahi tahammülü olmayan kişileri. Bu kişiler bilgiyi yönetmeyi bilmediklerinden yeni fikirlere, açılımlara korkarak bakarlar. Bu korku da ilerlemelerini engeller.

Bilgiyi yönetmeye başladığımızda yanılsama yerine gerçekliğin bizi özgürleştirdiğini hissederiz.

Bilgiyi yönetme sanatı ile ilgili Don Miguel Ruiz ‘ Bağlanmanın Beş Seviyesi’ ve Toltek felsefesini detaylı anlattığı kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Bilgiyi yönetmeye başladığımızda Toltek felsefesine göre ;

Sözümüzü özenle seçeriz.
Hiçbir şeyi kişisel algılamayız.
Kuşkucu oluruz ama dinlemeyi biliriz.
Her zaman elimizden gelenin en iyisini yaparız.

‘İsim dediğimiz nedir ki? Gül dediğimiz şu şey, kokar başka bir isimle de, aynı güzellikte’.
William Shakespeare

Sevgiyle

Zeynep İrem Çağlar
Uluslar arası Yaşam Koçu ve Yoga Eğitmeni
Asro-Shera

Bir yanıt yazın

Takvim

Ekim 2026
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Kategoriler