Öz yürüyüşü yaptınız mı hiç? Ya da denediniz mi?
Eminim ki çoğu sabahın o güzel erken saatlerinde etraf sessiz, şehir ve havanın mis gibi kokusu eşliğinde sağlıklı yaşam ve spor adına yürüyüş yapıyordur. Ve yine o saatlerde sizinle aynı amaçta olan kişileri de kendi hallerinde yanınızdan geçip giderek yürüdüklerine de şahit oluyorsunuzdur. Kaçınız hayatınızın her hangi bir anı yine böyle yürürken tanımadığınız birine yardım ettiniz? Kaçınız alışveriş yaptığınız bir yer de yine kendi düşüncelerine dalmış parayı öderken kasanın başında duran çalışanların yüzüne dahi bakamayacak kadar kendi ile meşgul? Ya da en basitinden kaçınız telefonu açar açmaz hararetli bir şekilde bir arkadaşınıza ‘Nasılsın?’ dışında söylemeniz gereken ya da o an anlatma ihtiyacı duyduğunuz ne varsa söylüyorsunuz? Kaçınız sabah işinize gittiğiniz de ilham olmak ya da ‘Günaydın’ demek yerine yine o koltuğunuza geçip kendinizi kapatıyorsunuz? Kaçınız konuşmak yerine daha çok dinliyorsunuz?
İşin özü kaçımız anlamak için dinliyoruz?
Konuşmaya gelince hepimiz aynı toplumda yaşıyoruz, aynı ülkede, aynı şehirde, aynı semtte, aynı sokakta hatta aynı apartmanda. Birlik beraberlik bütünlük diyoruz. Peki kaçımız bunu uyguluyoruz? Ya da uygulamaya çalışıyoruz? Konuşurken insanların gözünün içine bakıyoruz?
Aidiyet duygunuz ne kadar hakimse başkalarını da kendi alanınıza o kadar kolay ve sevgi ile kabul edersiniz. Şu an içinde bulunduğum iş alanım mesleğim olan gayrimenkul danışmanlığı tüm bu bütünlüğü içinde kapsayan, odağınıza gayrimenkulden çok insanı ve isteseniz de istemeseniz de müşterilerinize aidiyeti hissettirmeniz gereken bir meslek. Her gün yeni bir kişiyi tanıyorsunuz bazılarını evlendiriyorsunuz J bazılarının ise o yoğun aidiyet duygusu ile kim bilir içinde neler yaşamış olduğu evine yeni bir sahip buluyorsunuz. İnanın uzun süredir tanıdığınız kişiler yerine hakkında hiçbir şey bilmediğiniz insanların bir anlamda özeline girmiş oluyorsunuz. Ne kadar özünüze yakın, olduğunuz gibi görünürseniz daha çok güveniyorlar. Bunu hissetmek o kadar değerli bir duygu ki inanın kendinizi bir anda işin sonucuna varmış hissediyorsunuz. Bunu hissettiğimizde zaten ekstra bir çaba sarfetmeden her şey akıcı ve sonuç odaklı olumlu ilerliyor.
Bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakabilmesi duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi
VE en önemlisi O kişiyi anladığını ifade edebilmesi
Ben buna öz yürüyüşü diyorum. Dışarı çıktığımızda o tanımadığımız, bilmediğimiz insanlarız hepimiz. Ve gözlerimizin içine de öyle bakmalıyız.
Sevgiyle
Zeynep İrem Çağlar
Astro-Shera