Çok yakın zamanda bir arkadaşımın egosunun olmadığına ve bu konuda etrafını ikna etme çabalarına ve günümüzde herkesin dilinde olan ama toplumumuzda tam olarak anlaşılmadığını düşündüğüm ‘EGO’ ile ilgili bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. ‘EGO’ suz insan ben henüz görmedim. Bu konuda çalışmalar yapmış en aydın insanların dahi yargıları bulunabiliyor. Kendini yargılamamak ‘0’ egoda olmaktır. Hepimizin de mutlaka ufakta olsa yargıları olduğuna göre egomuzun da yargılarımızdan geldiğini biliyorsak egosuz olmak biraz zor. Ego ile ilgili yanlış varsayımlar; egomuzdan kurtulmamız gerektiği, egosu olmayan insanların varlığına dair düşüncelerimiz, en önemlisi ise ego ile olan neyimiz varsa çözüme kavuşturmazsak konfor alanımızın dışına çıkamayacağımızı düşünmek ve buna inanmak.
Ego aslında bizim küçük yaşlardaki halimizdir. Küçük yaşlarda karşılaştığımız bir olay veya durum ile ilgili hissettiklerimiz yüzünden küçükken aldığımız kararlardır. Ego bizi korur ve konfor alanlarımızı genişletmek istedikçe içimizde bir korku hissederiz. Aslında bu egomuzun oyunudur. Bizi koruma altına almak ister ve bulunduğumuz yerde kaldıkça egomuz mutlu olur. Çünkü bulunduğu yerde rahattır. Ne zaman ki değişim ve dönüşüm istesek adım atmamız için bizi alıkoyan kalıplarımız yine egodur. Hedefimize yürüdüğümüz yolda bizi aynı alanda tutmak için ne varsa yapar. Değişim için harekete geçtiğimizde ego şu şekilde konuşmaya başlar. Değişme, böyle kal, böyle rahatsın, vb.Ego sadece geçmiş ve gelecekte var olabilir.
Ego ile baş etmenin en kolay yolu onun şüphelerini ve korkutan sesini dinlememek ve ciddiye almamaktır. Aşağıda yer alan yargılar egolarımızı oluşturuyor.
Ben başarısızım
Yetersizim
Güzel bir ilişki yürütmek imkansızdır
O kadar yoğunum ki vakit yaratamıyorum
Para kazanmak zordur
Ben çok güzelim
Ben çirkinim
İş bulmak zordur
Ben hiç akıllı değilim
Ben çok akıllıyım
Diğer taraftan; egolarımız sadece negatifi çağrıştırmasın. Bir enerjiyi aktive etmek negatifte pozitifte olabilir. Egonun fonksiyonel yaptığı olumlu ya da olumsuz olarak herhangi bir sabitliği sağlamaktır. Bizi var olan kutumuzun içinde tutmak için negatif veya pozitif her şeyi yapacaktır. İç sesimiz bize bir şey söyler egomuzda bunu yorumlar.
İç Ses: ‘Ben başarılıyım’
Ego: Yapma ama önceden de aynı şeyi söylemiştin bak ne oldu? Başarılı olup ne yapacaksın? Böyle rahatsın? Neden bir daha uğraşacaksın? Ya olmazsa?
Devamlı bu şekilde konuşur. Ne zaman ki egomuzun sesini dinlemeyi bırakırız ya da sesini kısarız. O zaman konfor alanımıza, hedefimize doğru adım atmak daha kolay bir hale gelir ve başarılı oluruz. Egomuzu bastırmak çözüm değil. Egomuzun geldiği hikayeyi yönetmeyi becerebilmeyiz. Hikayeyi yönetmek nasıl oluyor? Geçen hafta katıldığım workshopta izlediğim Amerika’da yaşayan, çok zengin ve başarılı olan Emlak Kraliçesi Barbara Corcoran’ın ego hikayesini paylaşacağım. Okul döneminde kendi deyimi ile lanet rahibe hocasının yanaklarını sıkarak söylediği ‘Eğer okumayı öğrenmezsen hep böyle salak kalacaksın’ cümlesi. Küçük yaşlarda zekası okuma kapasitesi ile kıyaslanınca kendisini aptal olarak etiketliyor. Ve başarısız olduğu inancına çok küçük yaşlarda kodlanıyor. Egosu halen var ama onu ciddiye almamak için kendine göre bir teknik geliştirmiş. Başarısızlık ve aptal yerine konma korkusunu yenmek için kalabalık bir ortama girdiğinde etrafındakilere uyum sağlamak için insanların sesini duymadan ve umursamadan kendi konuşmalarına başlıyor. Üzerine gidiyor ve egosunu ikna ediyor. Böylelikle bulunduğu sosyal platforma da ayak uydurabiliyor.İsterseniz internetten ismi ile arama yaparak videosunu izleyebilirsiniz. Ego hikayemizi hatırlamak bu şekilde oluyor. O sebepten de egonuz ile konuşmalı ve onu ikna etmelisiniz. Egolarımız bize her zaman direnecek. Bunu bilelim. Zihnimizde devamlı geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyorsak, korku ve endişe hissediyorsak bilin ki o an egomuzdan geliyoruz. Geçmişte alınmış kararları şu anda uygulamak için geleceği planlamaya çalışmamız da egodur. Toplumsal değer yargılar, geçmişte yaşamadığımız ama gözlemlediğimiz ve bu gözlemlerimiz sonucu kendi içimizde kararlar aldığımız olaylar da egomuzda etkendir.O halde düşünce şeklimizi değiştirmeyi başardığımızda egomuz ile gerçek bilinç arasındaki farkı algılamış olur daha rahat ve farklı bir hayat sürdürebiliriz.
Sevgiler
Zeynep İrem Çağlar
Uluslar arası İlişki ve Yaşam Koçu
Asro-Shera