Her zaman ki gibi önce bilgi nedir diye başlamak en doğru olanı.
Bilgi doğru olandır. Değiştirilemez. Nettir. Kesin olandır. Varsayım yoktur bilgi de. Örneğin; yer ve zaman netliği içerisinde geçmişte meydana gelen olaylar, ülkelerin tarihleri gibi.
Sahip olduğumuz bilgileri kullanıp bu bilgilere kendi yorumumuzu katma hakkımız vardır. Özgürüzdür. Çünkü önemli olan doğru bilgi üzerinden yürüyüp kendi yorumumuzu katıp sonuca ulaşmaktır. Yani mesajı alıcılara doğru ve net aktarmaktır.
Doğru bilgiye sahip olmadan yorumda bulunduğunuzda bunu adı BİLGİ KİRLİLİĞİ olur. Neden bu konuyu seçtim diye sorarsanız. Öncelikle yazılarımın tercüme tarafında yardımcı olan arkadaşım Dilmen Tercüme Hizmetleri’nin sahibi Yıldırım Sarı’ya ve tabii ki evrene 🙂 buradan teşekkür ediyorum. Kendisi ile çeviriler ile ilgili konuşurken malum son zamanlarda hepimizi etkileyen Türkiye’nin ve dünyanın durumu ile ilgili sosyal medyada yazılan aslı var mıdır yok mudur konulu yazılara geldi sohbetimiz. Bir an da bende de şimşek çaktı. Kişiden topluma yayılan algı anlayışı ve farkındalık ile ilgili yazıma başlamışken değiştir dedim. Zaten bilgi kirliliği algı probleminden kaynaklanıyor. Profesyonel olarak çalıştığım medya geçmişimde twitter’ı işim sebebi ile çok aktif kullanmak durumundaydım. Sonradan kendimce beğendiğim bazı yazarları ve haber kanallarını takip etmek adına aktif olmayan bir hesap açtım. Geçmişte o zaman da aynı problem vardı şu anda da. BİLGİ KİRLİLİĞİ
Kendi gözlemlerime baktığımda o kadar bilgi kirliliğine maruz kalıyoruz ki sadece zihnimiz değil ülke genelinde alışkanlık haline gelmiş bu durum. Herkes her konuda kendince bir fikir sahibi. Konuyu bilip bilmemek değil burada bahsettiğim daha konuyu bilmeden bir de yorum katanlar var. Bilgiyi doğru kullanıp bunu sosyal medya da yer alan Twitter, Facebook gibi bir çok kanaldan kendi yorumlarımızı katıp yazabiliriz. Ancak bilgiyi yanlış edinip bir de edindiğiniz bu yanlış bilgiyi kendi takipçileriniz ve hedef kitleniz ile paylaşmayı yanlış buluyorum. Çünkü kişiler değer veriyorlar ki paylaşımlarınızı okuyorlar. Bir zahmet yazdıklarınızı, paylaştıklarınızı okuyan kişilere karşıda sorumluluk hissetmeli insan.
Dedikodu bilgi değildir arkadaşlar. Dedikodu gerçeklik ihtimali dahi olsa dedikodudur. Adı üstünde biri dedi biri kodu. Aynen böyle kimse kusura bakmasın. Örneğin; İsrail’in kurulduğu tarihi üşenip bir açıp kontrol etmeden yazıp bir de Türkiye ile ilgili işin içine yorum katmak bilgi değil kafa karıştırmaktır. Kimseyi çelişkiye, ikilemlere sürüklemeye kimsenin hakkı yok. Ya da ülke yönetimlerinin de bazen buna çanak tuttuğu gündem değiştirme adı altında son yaşadığımız Rusya olayından örnek verirsek konu ile ilgili bir çok hikayenin sosyal medya da yazıldığı yine aynı noktaya geliyoruz. Toplumda yaşayan bireyler olarak kendimize de bunu yapmaya hakkımız yok. En başta kişinin önce kendine sonra çevresine saygısızlığı bir anlamda.
Bilgi kirliliğinin kişisel gelişimde dahi kişide yargıyı güçlendirdiğini ve bunun sağlıksız bir durum olduğunu paylaşmıştık. Bilgi kirliliği önlenemez bir hal aldığında yargıya dönüşmüş demektir. Algı o kadar kapanır ki bilgi verdiğinizi zannedersiniz ancak kendi yargılarınıza dönüşür paylaşımlarınız. Çünkü ne düşünüyorsanız onu empoze etmeye çalışmaya yönelik oradan buradan gelen haberleri bir de kendi düşüncenize de oturuyorsa bilgi diye paylaşırsınız.
Yaşadığımız toplumda her gün bir olay olurken elbette hepimizin zihinsel anlamda rahatlamaya da ihtiyacı var. Bu alanlarda bir çok workshop ve seminerlere biraz araştırırsanız ulaşabilirsiniz. Zihnimiz dingin olduğunda daha berrak düşünürüz.
Okuyalım bilinçlenelim. Önce kendimizi şifalandıralım sonra etrafımızı .
BÜTÜNLÜK bilincinde olalım.
Sevgiyle
Zeynep İrem Çağlar
Astro-Shera