Categories
Blog Yazıları

Hayatın içerisinde yol alırken bazen öyle olaylar ile karşılaşıyoruz ki enerjim ne güzel tam yerinde derken bir anda kendimizi düşmüş, yorgun sanki o enerjiye sahip olan biz değilmişiz gibi hissediyoruz. Bu his genelde içinde bulunduğumuz durum veya ayaküstü karşılaştığımız arkadaşımız, tanıdığımız ile gerçekleştirilen etkileşim sonrası daha çok görülüyor. Hepimiz mutlaka yaşamışızdır. Tam her şey güzel keyfimiz yerinde iken sanki biri o neşemizi düşürmek için gelmiştir. Bazen bazı insanlar farkında olmadan başkalarının enerjisini emerler. Kişisel gelişimde bu duruma enerji vampirliği denilmektedir. Bir de paylaşmayı daimi dertleşmek olarak algılayanlarımız var. Paylaşmak hayatı, anı, sohbeti, keyfi, duygularımızı, hislerimizi, sevinçlerimizi, hüzünlerimizi gerektiğinde yemeği paylaşmaktan bahsediyorum. Üzgün hissettiğimizde, bir sıkıntımız olduğunda da paylaşmak hissederiz. Rahatladığımızı hafiflediğimizi sanırız. Ancak aynı olumsuz(negatif) konu üzerinde saatlerce konuştuktan sonra arkadaşlarınız ile oturduğunuz masadan bir ayağa kalkın bakalım. Enerji ne durumda? Tabii ki yerlerdeyiz. Sonra da ben neden negatif alandayım? , neden hep terslikler benim başıma geliyor? , enerjim düştü gibi laflar sıkça duymaya başlarız. Bu negatif alana kendimizi sokmakta çıkarmakta bizim elimizde. Dedikodu yapmak başka kişiler ile ilgili olumsuz konuşmakta enerjiyi emer ve enerji kaybına neden olur. Enerjinizi ve dikkatinizi nereye verirseniz enerji oraya kayar. Birini düşünmeye başladığınızda belli bir süre sonra aranızda enerji bağı kurulacaktır. Düşündüğünüz kişi ile ilgili olumsuz düşünceler içerisindeyseniz enerji akışınız da olumlu olmayacaktır. Haklı olsanız bile gönderdiğiniz enerjinin negatif ya da pozitif hali size geri dönecektir. Paylaştığımızda paylaştıklarımız çoğalır. Hayatımızda fazlalaşmasını, artmasını istediğimiz ne varsa bırakın onları paylaşalım. Dertleşmek adı üstünde dertleri çoğaltmak anlamı çıkıyor. Tabii ki problemlerimiz, sıkıntılarımızda olacak. Bunları paylaşmakta bir ihtiyaç. Ancak devamlı negatif alandan beslenen kişiler kendinize ve etrafınıza dikkat! Hayat bu; hüzünler olacak ki sevinçlerin kıymeti bilinsin. Bazılarımız nedendir bilinmez saatlerce negatif bir konu üzerinde konuşmaktan keyif alıyor ki haberi yok başına geleceklerden. Bu kadar negatif konuşurken karşınızdaki ne hissediyor hiç düşünüyor musunuz diye sormak istiyorum dert dermancılarına. Unutmayalım ki; dertlerimizi paylaştığımızda karşı taraftan beklediğimiz teselli veya çare beklentisi yine kendi tecrübelerine dayalı olarak gelecektir. Size de bir fayda sağlamayacaktır. Dertleştiğimizde dert emilimi olur ve sohbet burada yer almaz. Paylaşmak değildir. Burada annemden yola çıkarak bir örnek vermek istiyorum. Herkesin annesi gibi benim annemde bana özel ve hayatımda hislerine güvendiğim, enerji formuna hayran kaldığım bir kadındır. Küçük yaşlarımdan beri farkındalık alanımın gelişmesinde rolü çok büyüktür. Şimdi gelelim esas konuya. Aile içinde veya dışında ne zaman negatif bir konu açılsa hemen herkesi susturur ve konunun uzamasını engeller. Eskiden buna bir anlam veremiyordum. Sonraları bende aynı duruma geldim ve anladım. Çünkü negatif enerjiyi almak istemiyor. Çokta haklı. Ne zaman bende negatif bir olayı uzatsam müdahale etme ihtiyacı hissederdi. Gerçekten ne gerek var. Paylaşacak başka şey yok mu hayatta. Bazen inanın o kadar saplantılı bir halde olaylara, kişilere, durumlara bağlı ve takılı kalıyoruz ki ondan sonra ne enerji kalıyor ne de keyif. Bir de bunları etrafımızla paylaşma ihtiyacı hissediyoruz. Bu şekilde enerji alanımızı negatife çekiyoruz. Ve konu üzerinde konuştukça hem bu alanı daha da büyütüyoruz hem de anlattığımız kişiye de bir o kadar negatif gönderiyoruz. Sonunda size fayda sağlamayacak olayları, insanları konuşmak paylaşım değildir. Bir de devamlı bir konuşma halinde olanlarımız var. Konuşalım tabi ancak olayın özünden çıkıp bir anda taramalı tüfek gibi patlarcasına konuşmak her şeyden önce kişinin enerjisini anında emer. Konuşmaktan kendinize enerji kalmaz. Bu gibi kişiler hiçbir şey yapmadan bir anda yorgun ve bitkin hissetmeye başlarlar. Konuşmadan önce söyleyecekleriniz gerçekten gerekli mi gereksiz mi bilgi içeriyor süzgeçten geçirmekte yarar var. En başta kendi sağlığınız için. Özel ilişkilerimizde de hemen olumsuz bir olay olduğunda arkadaşlar ile paylaşmak hem ilişkiye yapılan en büyük bencillik hem de birlikte olduğunuz kişiyi yargılamaktan başka bir şey değildir. Bunun yerine kendinizi o an rahatsız, mutsuz hisseden davranış tarzı ile ilgili arkadaşlarınız yerine partneriniz ile suçlamadan iletişim sağlayarak hem ilişkinize katkıda bulunur hem de negatifi çoğaltmazsınız. Hislerimizi, duygularımızı paylaşalım. Güzel olanı büyütelim. Hissetmek, duygularımızı paylaşmak bizi özgürleştirir. Paylaştıkça çoğalır, paylaştıkça büyürüz.

‘Paylaşmak dert anlatmak veya dert dinlemek değildir. Çünkü paylaşmak güzeldir’.

Sevgiler,

Zeynep İrem Çağlar
Uluslar arası Yaşam Koçu
Asro-Shera

Bir yanıt yazın

Takvim

Ekim 2026
P S Ç P C C P
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Kategoriler